11 Aralık 2017 Pazartesi

İSKENDERNAME- AHMEDİ

Öyküleştiren : Mehmet KANAR
1. Baskı 2011
70 Sayfa

"İşte bu dünyanın hali budur .Felek bazen üzer, bazen sevindirir. Bir değirmene benzer ; biri gelir biri gider."

Bloğumda bu ve benzeri kitapları görmeniz bundan sonra daha sıklıkla olacak , öncelikle buna hazırlamak isterim sizi.

Bunun 1. sebebi ,  Edebiyat 3. sınıf öğrencisi olmama dayandırılabilir .

2. 'si de Türk Edebiyatı sevenleri içindir.

Bu tarz okumalarıma Ahmedi ile başlama sebebim , Ahmedi 'nin XIV. yüzyıl Divan Şiirinin asıl kurucusu ve üstadı  sayılmasıdır.

İskendername'sini seçmem ise , tarihi öneme sahip (Makedonyalı ) Büyük İskender'den bahsetmesidir.

Aslında Ahmedi bu eseri Emir Süleyman için yazmış fakat Emir Süleyman'nın ölümü üzerine, Yıldırım Beyazid'in oğlu Süleyman Çelebiye takdim etmiştir.

Eserin sonuna eklediği Dasitan-ı Tevarih-i Müluk-ı Al-i Osman adlı manzum Gazavatname de İlk Osmanlı Tarihi sayılması bakımından oldukça önemlidir .

Her iki kısmında 10.000 beyit olan eserin , tarihi bakımdan Büyük İskender'in gerçek yaşamını anlatmaktan çok , bir çerçeve hikaye içinde farklı bilim dalları hakkında bilgi verdiği kabul görür.

Hatta Ahmedî bu mesnevide 3 farklı şahsiyete 3 sembol yüklemiştir; Aristo aklı, İskender ruhu, İskender'in savaştığı Dara, nefsi temsil eder.

Tabii bu 70 sayfalık kitapta , asıl metni okumak /okuyabilmek mümkün değil . Mehmet Kanar 'ın hikayeleştirdiği kitabı genel olarak kafamda netleştirebilmek maksadıyla okuduğumu düşünebilirsiniz.

Ahmedi hakkında yazılacak çok şey olmasına rağmen , buraya kısaltarak yazışımı da yine bu bloğu, okuduklarımı yazdığım defterimin bir özeti kabul etmeme bağlayabilirsiniz. 

Sevgiyle, kitapla kalın ...




9 Aralık 2017 Cumartesi

BAKİRENİN KIZLARI - JEANE WESTIN

Çeviri:Güntülü Tercanlı & Havva Arslan
1. Baskı 2010
424 Sayfa

"Kitaplar bir kimsede zaten yoksa , akıl vermezler .Fakat birazcık akıl varsa onu geliştirirler."
                                                  ARİSTO

Eğer beni sürekli takip ediyorsanız , bu kitabı gördüğünüzde "Eylem'in okuma hızı düşmeye başlamış" diye düşünmüşsünüzdür.

Evet itiraf etmek gerekirse şu aralar pek okuyabildiğim söylenemez.

Bu tarz bir kitabın bile elimde bir hafta süründüğü düşünülürse , hiç okuyamıyor olduğuma bile kanaat getirilebilir .

Ancak şöyle bir durum var ki , bu yıl Edebiyat derslerine çalışmamı zorunlu hale getirdim , evet bu işi de yine her zamanki gibi kendim başardım.:D

Alttan aldığım , üstten topladığım derslerle ve tabii ki düzenli ders çalışmayışımla bu işi de başarabildim ve kendimi tam bir deli çıkmazına soktum .

Fakat her zorluğun üstesinden gelinebilir olduğunu düşünenlerden olduğumdan , kuyruğundan da olsa yakalayıp , uzatmadan bu bölümü bitirmek için mücadele etmeye başlamış bulunmaktayım.

O sebepten , kitap okumalarım neredeyse sıfır durumuna geldi (roman türünden bahsediyorum, hiç okumadığım kadar ders kitabı okuduğumu da buraya not olarak düşüvereyim )fakat ağır da olsa yine okumaya devam etmek zorundayım ben , çünkü okumanın anlamı benim için nefes almakla eş değer .

Okumuyorsam , anlayın ki artık nefes de almıyorum :)

Gelelim kitabımıza , kitap için öncelikle yeğen'e teşekkür etmeliyim , şu aralar şöyle beyaz dizi kıvamında ,akıcı bir şeyler olsa okurum aslında deyince ve İngiltere tarihine merakımı bilince , 'tarihini okuyamıyorsan fantazyasını oku' diyerek , bu kitabı getirdi.

Her İngiltere Historical Romans'ında(tarihi aşk ) olduğu gibi VIII. Henry 'siz bir İngiltere düşünülemez, diye düşünen yazarımız da yine onun Anne Boleyn'den olan kızının dönemindeki entrikalardan oluşan bir, yok iki aşk sığdırmış kitaba.

Açıkçası ilki oldukça güzeldi benim için, ne ki 2. 'si için aynı şeyi söylemem pek mümkün değil, sanki ille de 400 küsur sayfa yazması gereken yazarın uzatmaları gibi olmuş .

Yine de her şeye rağmen kolay okunur, çok düşündürmez, edebi yönden zayıfça kitabı okuduğuma memnunum , hiç okunmamış , kitaba , kağıda dokunulmamış zamandan kıymetli gözümde bu tür  kitaplarla geçirilen zamanlar.

Hep belgesel de izleyemeyiz ki ama değil mi arada bir de reklam arası vermek gerekmez mi sizce de ?





4 Aralık 2017 Pazartesi

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM -AHMED ARİF

Metis Yayınlarında 8. Basım 2014
181 Sayfa 

"İÇERDE
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı , kör pencere ,
Yastığım , ranzam , zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki masum resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin."

Bu şiiri şimdilerde çokça duyuyoruz , fark ettiniz mi Manuş Baba'nın şarkısını dinlerken?


Manuş Baba'nın harika yorumuyla , daha bir ayrı güzel olmuş .

Bu şarkıyı duyduğumdan beri nereden tanıdık geldiğini araştırmayı vazife saydım .

Ahmed Arif okumadım daha önce diye düşünüyordum , oysa şarkıyı ilk kez duyduğum zaman bile o kadar tanıdıktı ki , bir yerlerde kesişmiş yollarımız demek ki:D

Buna istinaden de bütün şiirlerini tekrar okumalıyım fikri oluştu, yeğen de kitabın kendisinde olduğunu söyleyince getirmesini istemek zorunluluk halini aldı .

Bu yıl herhalde en çok şiir okuduğum yıl olacak :D

Ahmed Arif'in politik tavrından bahsetmemek olmaz ama o kadar buraya yazmak istemiyorum ki.

Yine de satırları çok iyi .





29 Kasım 2017 Çarşamba

YANSIMA / LANDE - DENİZ ERBULAK

1. Baskı 2015
424 Sayfa

"Kuytu köşeleri severdi kızı.Kışı , soğuğu, rüzgarı , karı , yağmuru sevdiği gibi."

"Bazen yansımanın yolu değişir .Başka bir hayatın içinden geçer .Sonra o başka hayattan senin gibi biri gelir ve bize kaderden bahseder."

"Bu bir  oyun .Birileri yazarın üzerinden bu oyunu kuruyor...ve hepimiz bu kurulan oyunda yönetiliyoruz."

********

Bu kitap bir harika ;

Hem kurgu , hem gerilim, hem distopik, hem fantastik , hem korku ,hem macera  , hem seri ve hepsinden güzeli yerli bir kalemin elinden çıkma.

İnanmazsınız ne zamandır bu kadar heyecan verici bir kitap okumamıştım , hele de yerli bir yazardan , hele de bir kadın yazardan.

Deniz Erbulak , her kitabında olduğu gibi bu kadar şeyin içine , nezaketi de sığdırmış .

Nasıl yapıyor bilmiyorum ama kitabı üzerinde yazarın ismi olmadan okusanız bile Deniz Hanım aklınızdan geçebilir gibi geliyor bana.

Çünkü o nezaketi verebilecek başka bir kalem daha yok .

Bu kadar sert bir hikayede bile hem de .

Serinin devamını da edindim ve okumak için sabırsızlanıyorum .

Deniz Erbulak için de kütüphanemde özel bir bölüm oluşturma zorunluluğu doğuyor bu durumda , görülüyor ki kendisiyle daha çok kitapta buluşacağız .





26 Kasım 2017 Pazar

OYUN USTASI -JAMES DASHNER

Çeviri:Selim Yeniçeri
1. Basım 2016
302 Sayfa


Yine Kerem'den okuduğum bir serinin ilk kitabı .

Bilgisayar oyunları sevenlerin oldukça seveceği bir seri diye düşünüp , ben bu seriye devam etmeyeceğim sanırım falan diyordum ki kitap öyle bir bitiş yaptı ki sırf o bitişin hatırına okuyacağım seriyi ...


23 Kasım 2017 Perşembe

MEŞHUR YENİKAPI CİNAYETİ -MÜJDAT GEZEN

1. Basım 2004
3. Basım 2004
245 Sayfa

"Bu ülkedeki hukuk sistemi çökmüş .Ne yargıçlar , ne savcılar , ne avukatların mutlu olduğu bir ülkede hukuk sistemi nasıl iyi ve doğru olabilir ?"

"Adı üstünde sıkıyönetim , sıkıcı bir yönetim biçimi yani..."

Efendim alt ismi "acayip bir roman " olan , iç kapakta yer alan "bu kitaptaki gerçekler tamamıyla yalan yalanlar tamamıyla gerçek " yazısıyla beni meraka salan bir kitap oldu kendileri .

Daha önce 1-2 kitabını okumuşluğum var ustanın , eskiden dizi ve filmlerini de izlerdim yalan yok.

Bu kitap ;
 3  arkadaşın, 70-80 dönemi İstanbul'unda sanat ve özel yaşamları hakkında bilgi veriyor .

Ne kadarı biyografik unsur taşıyor çok fena merak etmekle birlikte , hikayedeki arkadaşların, gerçek hayatta kimler olabileceği hakkında varyasyonlar üretip durdum  okuduğum zaman boyunca .

 Ustadan, hem o dönemin genel siyasi havasını alabileceğiniz, hem de üniversite hayatları ve gençlik  farkındalıklarını takip edebileceğiniz , oldukça yalın yazılmış , bir hikaye .

Kitabı kapattığınızda siz karar verin gerçekliğine .

Okumuşlar ise şuraya yazıversin gerçekliğinin olabilme ihtimalini bu hikayenin, sevgiler , kitaplı günler dilerim.


21 Kasım 2017 Salı

TOPRAK ANA -CENGİZ AYTMATOV

Çeviri: Refik ÖZDEK 
1. Basım 1995
143 Sayfa 


"Toprak ve su insanlar arasında eşit olarak paylaştırılınca , kendi tarlamız olunca , kendi tarlamızı sürüp eker, kendi ürünümüzü kaldırınca biz de mutlu olacağız ."

"İyilik , yola düşen, yoldan toplanan bir şey değildir .Tesadüfen ele geçen bir şey değildir. İnsan iyiliği ancak başka bir insandan öğrenir." 

************
Bir kadının toprakla, kendi yaşamı ve dünya düzeni üzerine konuşmaları var kitapta.

Öyle bir kadın ki savaş onlara değmeden , yalın mutluluğu bulmuş.

Sevmiş ve sevilmiş.

Savaşla gelen yıkım ...

Bir hayat ki,  bütün dünya insanının bir şekilde nasibini aldığı.

Bir mutlu yaşam , savaşla yıkılan.

Çok etkili bir kitap Toprak Ana , Aytmatov yine yalın dili ve bütün yaşananları hissettirebilen kalemi ile biz okurlara yaşatıyor kitabı , okutmaktan ziyade.