27 Aralık 2017 Çarşamba

ÖNYARGI - DELICIA BLACK

1. Basım 2016
518 Sayfa

"O öyle biri değil .Öfke sorunu var ve sinirlendiğinde gözü bir şey görmüyor ama bana kıyamaz."


Sanırım yaşım ilerledikçe , kadın erkek ilişkilerindeki hallere olan toleransımı yitiriyorum .

Mesela eskiden bu kitabı okusam , ne güzel aşkmış diye düşünebilirdim -miydim? belki de o zaman da böyle düşünmezdim , bilmiyorum.

Şu kitapta yakaladığım bütün aşk gibi görünen ama aslında sadece şiddet olan sahneleri anlatmak isterdim ve fakat bu sayfa almayabilir .

Kitap İskoç beylerinden birinin (haklı sebeplerle ) bir İngiliz kadını kaçırmasıyla başlıyor.

Bu tip/tür  1 tane bile kitap okumuşların , sonunu tahmin edeceği şekilde bitiyor .

De asıl mesele bu değil , asıl mesele;

 mutlu aşka ulaşmak için yenilen dayaklar , sıkılan boğazlar , atılan tokatlar ...

Sonrası mı ?

Sonrası en üstte yazdığım alıntı cümleyi kuran bir kadın .



17 yorum:

  1. Kadın kendini kaçırana aşık oluyor sonunda sanırım:) Beyaz diziler, Barbara Cartland'lar gibi hatta şu anda tv dizisi Siyah Beyaz Aşk gibi. Ama haklısın tolerans göstermemekte. Bence kadınlarda zaten genetik olarak var olan Stockholm sendromü, alfa erkeğine aşık olma hatta evlerden uzak olsun hibristofilya hastalığını palazlandırabilir.

    Her gün bir, iki kadının kocası, sevgilisi, eski kocası, eski sevgilisi tarafından öldürülmesini gözönüne alınca tolerans bende de sıfır.
    Emeğine sağlık Eylem'ciğim.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bücürükveben,
      sağolasın , evet belki de son zamanlarda görülen şiddet olaylarındaki artış benim de bu konuda toleransımdaki düşüşü açıklayabilir , anlamıyorum ki insanlar ne istiyor.

      Sil
  2. ben historical romans okumayı lisedeyken çok severdim, bitirip kütüphaneye iade etmek kısa sürüyordu :D hep aynı kurgu kalıbı var..
    şimdi yaşlandım galiba böyle atraksiyonlu kavuşmaları başım kaldırmıyor.. kendim için bile sade bir aşk hikayesi düşünüyorum :D
    bir de ergenken kadına şiddet falan tam anlaşılmıyor galiba.. bunun en iyi örnekleri de wattpad gençlik edebiyatı kategorisini dolduran ergen ve ergen ruhlu yazarlarımız..
    daha mutlu edecek aşk romanları okuman dileğiyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dr coffee,
      teşekkür ederim canım , bunun adı aşk mı ondan da emin değilim, kolay okunması bakımından ben de seviyorum , kafa yormuyor , çok sıkılınca kanal değiştirmek gibi bir şey ama bu biraz fazlaca mı şiddetliydi , benim mi hassas dönemimdi bilinmez :D

      Sil
  3. Aşk ve şiddet bir arada olurmu acaba 🤔 aklım karışık, merakta var aslında...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdullah ÖZER,
      merak ? olmasın bence , ikisi bir arada olmaz , olmamalı diye düşünenlerdenim .Sevdiğinize şiddet uygulamak /uygulayabilmek normal değil bence .

      Sil
  4. Başlığı görünce psikolojiyle ilgili bir kitap zannettim. Kitabın konusu önyargıyı çağrıştırmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. müfred,
      önyargı kısmı milliyetçiliklerinde , yazdım ama İskoç erkek İngiliz kadın . Pek bira araya gelemeyecekleri düşünülür hatta imkansız görülür ya , gerçi kitapta o konuda da sonradan bir kıvırma hali yok değil :D psikolojik açıdan incelenebilir bir hikaye ama bir bilim kitabı hiç değil

      Sil
  5. Ben de bu aşk adı altındaki zorbalıkları görüp çok rahatsız oluyorum artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan,
      kadınlarımızın bu konuda yapabileceği çok şey olduğunu düşünüyorum ben , sonuçta bu erkekleri yetiştiren kadınlar değil mi? yazılacak çok şeyim var da , hiç uzatmayayım :D canımsın

      Sil
  6. Mutlu aşka ulaşmak için atılan dayaklar mı??? Aman Allah'ım!:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sezer eser peker ,
      şimdi siz böyle yazınca :D pek öyle değil ama aşkla dayak yanyana hikayede evet :D

      Sil
  7. Kitabın kapağı kendine çekiyor aslında. Yazıyı okumaya başlamadan da bunu düşünüyordum ama şiddet kısmından sonra kapağı falan unuttum gitti. Gerçek hayatta bu tip eylemler durulmazken bir de kitaplarda bu davranışların meşruymuş gibi gösterilmesi sinir bozucu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlkay Özgür,
      kesinlikle , bu kadar hassasiyet gösterme sebebim belki de budur benim de :)

      Sil
  8. Damlanur Büyükşen21 Mart 2018 01:32

    Kitabın yazarı olarak yorumumu yapıyorum müsadenizle :D evet yazdığım yaş 19 du ve şimdiki aklım olsa birçok sahneyi değiştirir ve yeniden yazardım. Ancak Elizabeth kendisini döven bir adama kocamdir, döver diyen bir kadın yine de hiç olmadı. Başta da Andrew zaten normal mantıklı bir adam değildi. 14. Yuzyili kaleme aldığım düşünülecek olursa aman karşımdaki kadındır bana fiziksel açıdan denk değildir diyerek (yine o dönemin kafasıyla en ince düşünme biçimi olsa olsa bu olacaktır yoksa kadın erkek denkligine laf etmiyorum yanlış anlasilmasin) Elizabeth i düşman gözüyle gören andrewun ilk bölümlerde ona dostca yaklaşması düşünülemez. Güçlü olanın güçsüzü kendisine düşman olarak gördüğünü her fırsatta ezdigi bir dönemden ve esir alınan bir düşmandan bahsediyoruz. Kaldı ki Elizabeth kaçırıldığı andan itibaren tecavüz dayak vs yani normalde o dönemde esir alınan bir kadının mantıken maruz kalması gereken şeylere kitapta maruz kalmadı. Çünkü bu bir aşk romanı ve kurgu gereği andrew a aşık olması gerekiyordu. Kaçmaya çalışırken at tarafından yaralandı sonrasında Andrew bizzat yarasiyla ilgilendi onu zindana kapatmadi düzgün bir oda kıyafetler yiyecek verdi. Tek bir sahne vardı aralarında şiddet içeren o da Elizabeth in yeni esir alındığı dönemde ikisinin de birbirinden en nefret ettiği zamanlara aitti. Karşılıklı olarak dovusuldugunu söyleyebilirim. Elizabeth de andrewa vurdu Andrew da Elizabethe. O yaştaki fikrimle dönemin vahsiligini ve acikasizligini anlatırken herkesin korktuğu bir adamla ilgili boyle vahşi bir sahne yazmam gerektiğini düşünmüştüm.
    Evliliklerinde ayrı düştükleri dönemde ise asla Elizabeth dayak yemedi fakat odada kavga sırasında bir boğuşma yaşadılar Andrew çok sarhostu elizabethin üstüne düştü Elizabeth de kaçmaya calisinca kaza oldu. Her neyse sonrasında Elizabeth andrewun kasını yardı vs. Bu da kendisini savunabilen bir kadın olduğunun olduğunun bir göstergesi gibiydi. Evet dönemin barbarlıgi yabaniligi nedeniyle elizabeth ormanda saldırıya uğradı deyim yerindeyse iki defa kötü adamların tecavuzunden dayağından kurtuldu ki birinde hamileydi ama bu iki seferde de onu zaten Andrew kurtardı. Ki sarhoş olduğu zaman yaşananlar yüzünden yaşadığı pişmanlık doğrultusunda içkiyi bile bıraktı. Bunlar da kitabı sırf onaylamadigim dönemin vahsiligini yazmayacağım için gerçeklikten ayıran masalımsı bir hale getiren sahnelerdi. Ama ismi lazım değil çok fena Wattpad kitapları bende gördüm. Şiddete özendiren vs onlarla kıyaslamak da haksızlık diye düşünüyorum. Yorumunuz için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Damlanur Büyükşen21 Mart 2018 02:28

      Albert karakteri andrewun elizabethe vurduğunu zannederek vurmadan dahi bu kadar uzdugunu görerek klan beyi olduğu halde yumruk atsbilmis bir adam. Karşısına almayı göze aldı. Elizabeth evliliği ile ilgili karar alınırken benim hayatımla ilgili kararı o yıllarda sahi siz benim yerime veremezsiniz demiş bir kadın. İrkiyla ilgili yan çizme olayı da okuyucuyu şaşırtmak kurguyu zenginleştirmek içindi. Yoksa Andrew istersen İngiltere kraliçesi ol yine de seninle evleneceğim demiş bir adam.
      Yine aynı Elizabeth andrewun bunalımlı ruh halinden yorulup onu terk etmeyi iki klan arasında çıkacak savaşı göze almış herkese karşı savunduğum aşkım beni bu hale getirdi diye kavgalarının ardindan kocası ona güvenmiyor sevgisine inanmıyor diye Andrewdan vazgeçmiş bir kadın.
      Andrew adam oldurerek savaşta büyumus bir adam. O dönemin erkekleri çevrelerinden gördüğünü uygulayan toplum kuralları ile büyüyen adamlar. 21. Yüzyil erkeğinin eğitimini bilgisini doğruyla yanlisi ayırt etme becerisini gösteremezler. Kilisenin eşlerine belli bir kalınlığı geçmeyen bir çubukla şiddet uygulamalarini caiz gösterdiği yıllardan bahsediyoruz. Kitaptan seçtiğiniz alintiysa elizanin ağabeyini, Andrew ile olan evliliğine izin vermesi için ikna etmek adına kurduğu cümlelerdi .yeri geldiğinde andrewa sen suçlusun haksızsın barbarsin katılsın diye en çok bağıran elizabeth idi.
      İlk bölümlerde elizabethe gözünü korkutmak adına asla gerçekleşmeyecek aşağılayıcı tehditlerde bulundu Andrew dogrudurcunku korkmazsa kaçmaz diye düşündü. Elizabeth ise andrewun elini ısırdı yüzüne tükurdu yumruk attı. Andrew da ruh sağlığı yerinde olmayan o yüzyıla ait bir adam olarak esirini zapt etmek istedi. Elizabethe bayıltma amacıyla tokat attı geri saldırıyla karşılasinca da yine korkutmak sindirmek amacıyla boğazını sıktı. Bunu asla onaylamıyorum fakat bu sahne yaşanırken onlar bir kadınla erkek değil iki düşmandilar.
      Kitap her yaştan çok fazla okur tarafından gerek wattpadde gerek kitap olarak okundu ve hepsi elizabethin güçlü bir kadın karakter olduğunu söyledi okuyanlarin.yapilan evliliğin de amaclarindan biri savaşı önlemekti. Elizabeth çıkarlarıni da gözetmek için evlendi .o yıllarda hayatta kalıp saygın bir hayat sürmek isteyen bir kadın ne yaparsa onu yaptı yani.
      Neyse lafı çok uzattım fakat şiddet hassas olduğum şiddeti savunan Wattpad kitapları da ziyadesiyle sinir olduğum bir konu. O yüzden bu kadar acikladim kendimi. Elestirdigim atıp tuttuğum bir konuda 3 yıl önce olarak dahi şiddete ozendirip Stockholm sendromunu savunacak değilim. Malesef tarihi kurgu yazdığınız zaman bu kadar eski bir dönem yazıyorsaniz kitaba girebileceginiz konular kısıtlı oluyor romantizm kategorisinde yazıyorsaniz. Çifte dair sahne yazabilmek adına ya zoraki evlilik ya bir düşmanlık sebebiyle kaçırma ya da kaybolup dusmandan kacmali sığınma gibi bir konuyla başlamak gerekiyor genelde.yoksa katı ahlaki değerler dogrultusunda genc bir kadın bir erkekle ne kadar flortlesebilir nerede yakınlasabilir?
      Bunlar da benim alintilarim izninizle
      "Hak etmediğim bir şey yapmadın. Karısını o hale getiren bir adam çok daha ağır cezaları hak eder" (elizanin üstüne düştüğü geceden bahsediyor)
      "Artık içmiyorum. Eğer şarap beni kadinlara zarar verecek kadar canavarlastiriyorsa onu istemiyorum"

      Sil
    2. Sevgili Damlanur Büyükşen,
      aslında ne biliyor musunuz, belki sizin yazdığını yaş ile benim okuduğum yaş farkı =jenerasyon farkı . Bu tür kitapların okurunun çok olduğunun , kadın ezilse de , dövülse de aşk adı altında piyasa yaptığının farkındayım , bu tarz kitapları sever-di-m eskiden fakat artık inanın açıklamalarınız bile çok ta tutarlı gelmiyor .
      Dayak yedi ama sor bakalım niye yedi ; aslında dövülmedi , dövüşüldü vs.
      Ben bu kitabı okuduktan sonra , özellikle de bu türde(çok okunan) kitaplarda eskiden fark etmediğim belki de edemediğim şeylerin bir kez daha farkına vardım . Yorumumda da bu farkındalığımı göstermek istedim ,kaldı ki sizi de bir nebze de olsa bana hak vermiş buldum . Kitabı yerli bir yazarın eseri olarak ta okumadım açıkçası , öyle olsa daha ağır bir eleştiri yapabilirdim . Fakat yerli ya da yabancı son dönemde özellikle ülkemizdeki kadınlardan , kadın hakları adına , insan hakları adına layık oldukları şeyleri okumalarını istiyorum . Zira bu tür şeyleri normal karşılamaya başlamış bir toplum haline geldik hızla ya da eskiden de böyleydik te bunun farkına vardık/m . Belki de o sebepten toleransım düşük bu şiddet yazılarına , uzun açıklamalarınız için teşekkür ederim .Umarım bundan sonraki kitaplarınızda ; kadınların tabir-i caiz ise çatır çatır aşık oldukları ve fakat şiddet görmedikleri , ayakları üzerinde durabildikleri eserler okuma şansım/ız olsun. Bu ülkenin kadınlarının özellikle sizin gibi genç kalemler ile desteklenmeye çok ihtiyacı var. Sevgiyle...

      Sil